seki - kösedere

• 10/3/2007 - 18.MART YAKLAŞIYOR

 

mehmete_sayg_.jpg

MEHMETÇİGE SAYGI ANITI:
Kanlı sırta çıkarken sağ taraftadır.
Hikayesi şudur;Kanlı sırtta yapılan siper muharebelerinde 8-10 m. mesafeli olan Türk ve düşman siperleri arasında süngü taarruzu devam ederken ,saha bir anda şehit ,ölü ve yaralılarla dolar.İkitaraf birbirlerine üstünlük sağlayamaz.Tekrar siperlere girilir.Eller tetikte beklemektedir. Bir süre sonra ,bir ölüm sessizliği hakim olan sahada,bir MEHMETÇİK ayağa kalkar.Yakınında olan ,binlerce km uzaktan öldürmeye gelmiş düşmanı ,ama yaralı ızdırap çekmekte olan Anzak subayını bir ana şefkatiyle kucaklar ve korkusuzca,mağrur yürür , düşman siperleri üzerine bırakarak geri döner. O kahraman Mehmetçiğin cesareti,insan sevgisi,centilmenliği günlerce savaş alanlarında konuşulmuştur.
Kanlı Sırt Anıtı Kanlı sırta çıkarken sağ taraftadır. Bu sırtlarda çok şiddetli çarpışmalar yapılmıştır. 1520 şehit ve 4750 yaralı vermemize rağmen kanlı sırt kahramanca savunulmuştur

 

 

ataturk32.jpg

18.MART ÇANAKKALE ZAFERİNİN KUTLAMALARI YAKLAŞIYOR.Şehitliklerin bakım ve onarımı yapılıyor.Bu hafta şehitliği gezmenin tam sırası.1915 de yokluk ve yoksulluk içinde,karşısında en güçlü silah ,sayıca üstün asker ve donanmalara karşı vatanını savunan ,topraklarına düşman postalları değdirmeyen bu toprakların asil kahramanları, şehitlerimiz ,gazilerimiz ruhunuz şad olsun.Rahat uyuyun.Bu gün de şartlar ne olursa olsun,dahili ve harici bedbahtlarımızın olacağını biliyoruz.Adını metodlarını değiştirip temcit pilavı gibi defalarca önümüze konulan hain emellerin karşısına duracak milyonlar,Atalarının emanetini,gurur ve sabırla korumak için uyanık ve hazır bekliyor.Bu topraklarda yaşayan herkesin Çanakkale Şehitlikleri gezmesi gerekir.Bu vatan için ,toprağa düşen askerimizin ve akan ecdat kanımızı o mekanlarda dolaşırken hissediyorsunuz.Saygı ve Minnetle anıyoruz. Şehitlikleri gezerken hissedilen duyguyu anlatmak,tarif etmek mümkün değil.Yaşamak gerek.

 

Büyük patlama...

18 Mart günü saat 17.00 olmuştur. Deniz savaşı bütün hızı ve şiddeti ile devam etmektedir. O ana kadar Türk topçusunun maharetli atışları ve Nusret'in gizlice döktüğü mayınlarının yardımı ile düşmanın, Bouvet zırhlısı batırılmış, Inflexible ve Irresistible ise ağır yaralanarak yan yatmış, düşmanda bir panik havası görülmeye başlanmıştı. Yan yatmış olan Irresistible'in hemen yanından, Ocean isimli zırhlı, bağından boşanmış azgın bir at gibi, tekme savururcasına, sağa sola ateş kusarak pervasız bir şekilde ileri gitmeye başlamıştı. Bilhassa Rumeli Hamidiye ve Rumeli Mecidiye tabyaları bu zırhlının açtığı ateşlerle toz duman içinde kalmıştı.

Tam o sırada Rumeli Mecidiye tabyasının ağır toplarının bulunduğu kısma Ocean'ın fırlattığı büyük bir düşman mermisi düşmüş, tabyanın cephaneliği isabet aldığından büyük bir infilak meydana gelmişti. Taş toprak ve insan parçaları havaya savrulmuş, tabya toz bulutları içinde kalmıştı.

Tabyada topçu yardımcılığı yapan, Balıkesir'in Havran-Çamlık (bügünkü ismiyle Kocaseyit) Köyü'nden Mehmet oğlu Seyit Onbaşı, patlamanın tesiriyle üzerine örtülmüş olan taş toprak parçalarını silkeleyip, başını kaldırdı, sağa sola bakındı. Hâlâ yaşıyordu. Şükür yaralanmamıştı da. Yanıbaşında takım arkadaşı Ali'yi gördü:

-Arkadaşlar nerdeler?

-Arkadaşlar mertebelerini buldular. Hepsi şehit oldular. Sadece sen ve ben kaldık.

Seyit doğrulup boğaz sularına bir göz attığında çok heyacanlandı. Düşman zırhlılarından bir tanesi (Ocean) sağa sola alev kusarak hızla ilerliyordu. Hemen istihkamdaki toplara bir göz attı. Bir tanesi dışında hepsi kullanılamaz derecede hasara uğramıştı. Çalışır vaziyette olan topa ait mermileri kaldırıp namluya sürülmesine yardımcı olan vinç tertibatının parçalanmış olduğunu fark etti. Ama birşeyler yapmalıydı.

İşte o an

Yerde, çalışabilir vaziyetteki topa ait dört adet mermi vardı. Sağına soluna bakındı başka mermi de kalmamıştı. Topun atış yapabilmesi için yerde duran mermilerin, birkaç basamaktan oluşan topun merdiveninden yukarı çıkarılıp namlu haznesine sürülmesi gerekiyordu. Ani bir kararla mermilerin yanına gitti. Arkadaşına:

-Gel Ali! Yardım et de şu mermiyi sırtıma alayım. Dedi. Arkadaşı şaşkın şaşkın bakarak:

-Bu mermilerin her biri 215 okka(275 Kg.) çeker. Kaldıramazsın Seyit! dedi.

-Bir deneyelim! diye cevap verdi.

Ellerini toprağa bulayıp tuttukları mermiyi Seyit'in sırtına koymaya muvaffak oldular. Seyit kemiklerinin çatırdadığını duyar gibi oldu. Gözlerinin önünden şimşekler geçtiğini zannetti. Boyun damarları parmak gibi dışarı çıkmıştı. Hafif sendeledikten sonra topun merdivenlerini teker teker, yavaş yavaş çıktı. Arkadaşının yardımiyle mermiyi topa sürmeye muvaffak oldu. Nişan tertibatını yeniden ayarlayarak besmeleyle ateşledi. Bu üçüncü mermi, gemiye kıç tarafından su hizasından isabet edip patladı. Geminin dümen tertibatı parçalandı. Dümensiz kalan gemi geniş yaylar çizerek başıboş sürüklenmeye başladı.

Koşar adım yanlarına gelen batarya komutanı Hilmi Bey, yanlarında iki Alman subayı olduğu halde takdir dolu gözlerle bakarak:

-Sen miydin Seyit? Vurdun gemiyi, dedi.

Ocean sulara gömülüyor

Az sonra kulakları sağır eden bir patlama oldu. Denize baktıklarında az önce Seyit'in dümenini tahrip ettiği, başı boş dolaşmaya başlayan geminin, siyah dumanların içinde kaldığını, dumanlar biraz dağıldığında da yan tarafa doğru yatmakta olduğunu gördüler.

Evet Ocean başıboş ve dümensiz kaldığı için Nusret'in mayınlarından birine çarpmış ve hızla batıyordu. Siperlerin arkasından ve gözetleme yerlerinden tekbir sesleri yükseliyor, alkışlarla ortalık çınlıyor, birbirlerine sarılan komutan ve askerler sevinç gözyaşlarına boğuluyordu... Seyit Onbaşı'nın attığı mermi, bir tek mermi, çılgın OCEAN'ı durdurmakla kalmamış savaşın kaderini de değiştirmiştir.

Ertesi günü istihkamları tek tek dolaşmaya başlayan Müstahkem Mevki Komutanı Cevad Bey, Seyit'in kahramanlığını öğrenir:

-Evladım bu mermileri nasıl kaldırıp, topun namlusuna sürdüğünü bize gösterebilir misin?

Seyit biraz mahcup bir eda ile, aynı türden bir merminin yanına gider, ellerini toprağa sürer, besmele çekerek mermiye sarılır, fakat mermiyi yerinden bile kımıldatamaz. Bu tarihi olayın belgelenmesi için, merminin ağaçtan bir modelini yaparlar, Seyit Onbaşı'ya bunu kaldırtarak fotoğrafını çekerler. Gerçekten de bu fotoğraf dünya basınında yer almış ve bugün de arşivlerde mevcuttur.

bataryalar1.jpg

topbat1.jpg

 

 

ata5.jpg

ata6.jpg

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

Seki Nereden Geliyor. SEKİ : Kelime anlamı tepenin üzerindeki düzlüktür.Köyümüz deniz manzaralı bir Sekide kurulmuştur.Onun içindir ki eski adı "Ağalarseki"dir.Köyümüzün iki mahallesi vardır.Köy meydanının deniz tarafı "Aşağı Seki" ,Ovacık tarafı Yukarı Seki diye adlandırılır.Biz de "Ağalarseki'nin" Ağalarını bir kenara koyduk.Geriye "Seki" kaldı.Onun için bloğumuzun adını "Seki" koyduk.SEKİ'de buluşacağız. www.blogcu.com/seki KÖSEDERE'lilerin

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa